Biliyorum, “Bir kişi değişir, her şey değişir” sözünü sürekli tekrarlıyorum. Çünkü kelimelerin sihrine inanırım; tekrar etmenin de kalıcılık hususunda en etkili yöntem olduğuna. İlgili konumuzdaki yazı dizisinin en önemli son bölümlerinden ilki olan bu yazımızın henüz başındayken önemle vurgulama ihtiyacı duyuyorum; amacımız kimsenin motivasyonunu düşürmek ya da geçmiş hatalardan dolayı birilerini yermek değildir! Aksine, “geleceği görmek için sadece trendlere değil, tarihe de bakmak gerekir” ilkesiyle hareket ederim. Yegâne amacım, yerli perakende sektörümüze bir nebze dahi olsa katkı sunabilmektir. Ülkemizde 1950’li yılların ortasına kadar mevcut ve yaygın olan gıda perakendeciliğini bakkallar ve farklı kategorilerdeki esnaflar (kasap, manav gibi) üstlenmişti. Fakat kentlere göçün giderek yoğunlaştığı o yıllarda özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde en temel gıda çeşitlerine dahi erişebilme problemleri yaşanıyordu; bu durum, tarihsel bir gerçektir.
Yazının devamı için tıklayın.

