“İmkân” ile “Etki” arasındaki fark…
Bazen bir problemi çözmek için daha büyük bir araca değil, elimizdeki aracı daha doğru kullanmaya ihtiyacımız vardır.
İnce ve uzun bir su bardağının içinde bir yumurta düşünün.
Yumurtayı çıkarmamız gerekiyor; ancak bardağı eğmek yasak! Elimizdeki çay kaşığı ise o kadar kısa ki, yumurtaya doğrudan ulaşamıyor.
İlk bakışta problem çözümsüz gibi görünüyor.
Oysa kaşığı doğru şekilde hareket ettirdiğinizde suyun içinde bir girdap oluşuyor. Girdap yumurtayı hareket ettiriyor ve yumurta, kaşığın ulaşabileceği noktaya geliyor.
Buradaki asıl ders yumurtayla ya da kaşıkla ilgili değil.
Hayatın ve iş dünyasının birçok problemi de böyle.
Bazen hedefimize doğrudan ulaşamayız.
Kaynaklarımız sınırlı olabilir.
Ekibimiz küçük olabilir.
Bütçemiz istediğimiz kadar büyük olmayabilir.
Elimizdeki araçlar yetersiz görünebilir.
Ama bu, çözümün olmadığı anlamına gelmez.
Belki de ihtiyacımız olan şey daha uzun bir kaşık değil, doğru hareketi başlatmaktır.
Çünkü doğru hareket;
🔹 İnsanları harekete geçirir.
🔹 Kaynakları doğru noktada buluşturur.
🔹 Sistemde bir etki yaratır.
🔹 Ve bazen doğrudan ulaşamadığınız hedefi, sizin ulaşabileceğiniz noktaya getirir.
Liderlikte de buna çok inanıyorum:
Her problemi kendi gücünüzle çözmeye çalışmak yerine, sistemi doğru yönde hareket ettirecek etkiyi oluşturmalısınız!
İnanın, çoğu zaman mesele sahip olduğunuz şeylerin ne kadar büyük olduğuyla ilgili değildir…
Mesele, sahip olduklarınızla “ne kadar büyük bir etki yaratabildiğinizdir”.
Kısa bir çay kaşığı yumurtaya ulaşamadı. Ama doğru hareket, yumurtayı kaşığa ulaştırdı.
Hayatta ve iş hayatında bazen ihtiyacımız olan daha uzun bir kaşık değil, tarafımızdan başlatılmış olan bir girdaptır!
Mustafa BAŞAR