Denizcilerin çok sevdiğim yazılı olmayan bir kuralı vardır:
Denizde rakip yoktur; ihtiyaç anında sadece denizci vardır.
Çünkü deniz, kibri sevmez. Fırtına çıktığında kimsenin teknesine hangi markanın yazdığına bakmaz.
Dalgalar, unvanları da şirket büyüklüklerini de birbirine eşitler!
Bu yüzden denizcilik kültüründe, denizde zor durumda olan bir tekneyi görüp yoluna devam etmek sadece büyük bir ayıp değildir; bir suçtur! Önce insan kurtarılır. Sonra yolculuğa devam edilir.
İlginçtir…
Balıkçılar arasında da benzer bir kültür vardır. Aynı balığın peşine düşen iki tekne, ertesi gün birbirinin ağına, motoruna veya canına ihtiyaç duyabilir. Bu yüzden gerçek balıkçılar bilir ki;
Bugün rakip gördüğün kişi, yarın seni limana ulaştıracak yegâne insan olabilir!
İş hayatında ise çoğu zaman bunun tam tersini yaşıyoruz.
Aynı sektörde olduğumuz insanları yalnızca rakip olarak görüyor, birbirimizin başarısını küçültüyor, bilgisini paylaşmaktan çekiniyoruz. Oysa güçlü ekosistemler, güçlü rakiplerden doğar. Tam da bu noktada, Türk iş dünyasında her zaman takdir ettiğim isimlerden biri olan Mustafa Taviloğlu aklıma geliyor.
Çocukluk yıllarını balıkçılar arasında geçiren Taviloğlu, denizin kendisine yalnızca balık tutmayı değil; sabretmeyi, tedbirli olmayı, gözlem yapmayı ve en önemlisi balıkçıların birbirini izleyerek birlikte öğrenme kültürünü öğrettiğini sık sık anlatır. Hatta “Balıkçı balıkçıya bakar.” der; ama bunu kıskançlıkla değil, öğrenmek için söyler. Çünkü denizde birinin balık bulması, diğerleri için de umudun hâlâ var olduğunun işaretidir.
Bence Türk iş dünyasının bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur.
Rekabet etmek…
Ama düşmanlaşmamak.
Birbirini geçmeye çalışmak…
Ama rakibinin batmasını arzu etmemek.
Medeniyetler, yalnızca rekabet eden toplumlarla değil; gerektiğinde birbirini yüzeye çıkarabilen insanlar sayesinde yükselmiştir.
Belki de gerçek liderlik; kendi gemisini büyütürken, ufukta zor durumda kalan başka bir gemiyi de görmeye devam edebilmektir.
Çünkü denizde olduğu gibi iş dünyasında da, insanı büyüten sadece kazandığı limanlar değil; kurtardığı yolculuklardır.
Mustafa BAŞAR