Fatih Sultan Mehmet Han, bugün Türk tarihinin en büyük liderlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak yaşadığı döneme baktığımızda, durum sanıldığı kadar kolay değildi.
Devletin tüm kaynaklarını seferber ediyor, ekonomiyi büyük hedefler için zorluyor, orduyu sürekli hazırlık ve mücadele halinde tutuyor, mevcut düzeni değiştirmekten çekinmiyordu.
Bu nedenle aldığı kararlar her zaman alkışlanmadı. Hatta birçok kesim tarafından sert, talepkâr ve yorucu bir yönetici olarak görüldü.
Liderlik ile popülerlik arasında doğrudan bir kolerasyon yoktur! Gerçek liderler, insanların bugün hoşuna giden kararları değil; yarın onları daha güçlü kılacak kararları alırlar. Çünkü yöneticinin görevi herkes tarafından sevilmek değil, kurumunu geleceğe taşımaktır.
İş dünyasında da durum farklı değildir. Bir şirketi büyütmek isteyen yönetici bazen maliyetleri düşürmek zorunda kalır, bazen konfor alanlarını bozar, bazen yıllardır süregelen alışkanlıkları değiştirir, bazen de kısa vadeli memnuniyetsizlik pahasına uzun vadeli başarıyı tercih eder. Bu süreçte herkesin alkışını almak mümkün değildir.
Ancak başarılı liderlerin ortak özelliği, geçici sempati peşinde koşmaları değil; kararlarıyla saygı uyandırmalarıdır. Çünkü insanlar çoğu zaman büyük dönüşümlerin değerini, sonuçlarını gördükten sonra anlarlar.
Tarih bize şunu öğretiyor:
Sevilmek güzel bir kazanımdır; fakat kalıcı başarıların temelinde çoğu zaman cesaret, disiplin, vizyon ve gerektiğinde yalnız kalabilme gücü vardır.
*Büyük vizyonlar her zaman küçük zihinlerin gürültüsüyle karşılanır. Eğer herkesin sizi alkışlamasını beklerseniz, hiçbir zaman tarihi değiştiremezsiniz.*
Saygılarımla,
Mustafa BAŞAR